Hasta Hakları Ve Tarihsel Gelişimi

İnsanlığın toplumsal-tarihsel evrimine koşut olarak ortaya çıkan, insan hakları en yoğun şekilde 2. Dünya Savaşı sonrasında 10 Aralık 1948’de İnsan Hakları Evrensel Bildirgesi’nin yayımlanmasıyla gündeme gelmiş, bu tarihten itibaren insan haklarının korunması ve gözetilmesi demokratik devletlerin temel ve ortak politikaları olarak benimsenmiş, anayasaların temel dayanağını oluşturmuştur. Bu gelişmelerin uygulama alanına yansıması sonucunda, insan hakları kavramının tıp etkinliği karşılığı olarak hasta hakları ortaya çıkmış ve 1949 Nuremberg kararlarıyla hasta hakları hukuksal anlamda bir çerçeve kazanmıştır(1).

Dünya Tabipler Birliğinin, 1949 yılında Londra’da yapılan 3’üncü Genel Kurulunda “Hekimlik Ahlakı Uluslararası Yasası” kabul edilmiş, 22 ve 35’inci Dünya Tabipler Kurulunda da geliştirilmiştir. Ayrıca Cenevre Bildirisi ile hekim andına “Din, dil, ırk, parti politikaları ya da toplumsal durumla ilgili değerlendirmelerin görevimle hastamın arasına girmesine izin vermeyeceğim.” biçiminde değiştirilerek, hasta-hekim ilişkisinin özerkliği vurgulanmıştır (2). 1982 tarihli Lizbon Bildirgesinde ise Hasta Hakları ile ilgili “Uygulamaya yönelik, ahlaki ve yasal güçlükler var olabileceğini göz önüne almakla birlikte hekim, her zaman için hem kendi vicdanına göre hem de hastanın en çok yararına olacak şekilde davranmalıdır. Bildirge, tıp mesleğinin hastalarına sağlamaya çalıştığı kimi temel hakları dile getirmektedir. Yasal durum ya da onarılması için yollar aranmalıdır. Bu haklar arasında; hastanın hekimi özgürce seçme hakkı, hastanın dışarıdan herhangi bir karışma olmadan klinik ve ahlaki yargılara özgürce varabilen bir hekim tarafından bakılma hakkı, hastanın yeterli bilgileri aldıktan sonra tedaviyi kabul etme ya da yadsıma hakkı, hastanın kendisiyle ilgili tıbbi ve kişisel bilgilerin gizliliğine gereken saygıyı göstermesini hekimden bekleme hakkı” düzenlenmiştir (3). Ülkemizde ise Sağlık Bakanlığı’nın çıkardığı Hasta Hakları Yönetmeliği ile hasta hakları, yasal düzenleme altına alınmış olup, sağlık hizmetlerinden yararlanma konusunda sırf insan olmak hasebiyle sahip olunan ve Türkiye Cumhuriyeti Anayasası, uluslararası antlaşmalar, kanunlar ve diğer mevzuat ile teminat altına alınmış bulunan hasta haklarının tanımlanması hedeflenmektedir (4).

(1) OĞUZ, N.Y. (1994) “Psikiyatride Onam ve Aydınlatılmış Onam: Etik, Hukuk ve Bilim Açısından” Ankara Üniversitesi Sağlık Bilimleri Enstitüsü Doktora Tezi, (yayımlanmamış), http://www.yaseminyalim.com.tr. (20 Ekim 2016)

(2) TÜRK TABİPLER BİRLİĞİ, (1998), “Sağlıkla İlgili Uluslararası Belgeler”, Yayına Hazırlayan: F. Sayek, Ankara, s.11, 14, 25.

(3) TÜRK TABİPLER BİRLİĞİ, s.28

(4) ÖZCAN C., GENÇ M.F., (1998) “Türk Sağlık Mevzuatı”, s.199.

MAKALENİN TAMAMI: HASTA HAKLARININ İHLALİ BAKIMINDAN AYIPLI HİZMET NEDENİYLE SORUMLULUK VE AYIPLI HİZMET HALİNDE HASTANIN SEÇİMLİK HAKLARI

Add a Comment

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir