Giriş

Tıp mesleğinin çalışma alanı, hakların en üstün ve en fazla korunmaya muhtaç olan yaşam hakkı ile ilgili olan insan bedenidir. Yani sağlık hakkı, yaşam hakkının ayrılmaz bir parçasıdır.

Ülkemizde 1961 Anayasası ile getirilen Sosyal Devlet Anlayışı gereğince sağlık hizmetleri devletin temel işlevleri arasında yer alıp, en yeni ve gelişmiş araç, gereçlerle donatılmış, en ileri tedavi yöntemleri ve teknolojiyi kullanan ve uygulayan sağlık kuruluşlarından yurttaşların parasız yararlandırılması hedeflenmiş olsa da bu girişim başarısızlığa uğramıştır.

Çünkü 1982 Anayasasının Sağlık Hizmetleri ve Çevrenin Korunması başlıklı 56.maddesinde: “Herkes, sağlıklı ve dengeli bir çevrede yaşama hakkına sahiptir. Devlet, herkesin hayatını, beden ve ruh sağlığı içinde sürdürmesini sağlamak; insan ve madde gücünde tasarruf ve verimi arttırarak, işbirliğini gerçekleştirmek amacıyla sağlık kuruluşlarının tek elden planlayıp hizmet vermesini düzenler” hükmünü düzenledikten sonra 4.fıkrada yer alan “Devlet, bu görevini kamu ve özel kesimlerdeki sağlık ve sosyal kurumlarından yararlanarak, onları denetleyerek yerine getirir” hükmüyle 1961 Anayasasının Sosyal Devlet Anlayışına aykırı bir düzenleme getirmiş, kamu hastanelerinin gelişimi engellenerek adeta özel hastanelerin açılması özendirilmiştir.

Son yıllarda ülkemizde egemen olan serbest pazar yanlısı yönetimler ve sağlık hizmetlerine ayrılan devlet bütçesinin yetersiz olması, kamu hastanelerinin yetersiz kalmasına, böylece sağlık ticaretinin yaygınlaşmasına ve özel hastanelerin çoğalmasına neden olmuştur. Özel Hastaneler, en son teknolojiyle donatılmış olsalar da temel amaçları para kazanmak olduğundan ve birer ticarethane gibi işletildiklerinden dolayı hastane ve hekim hatalarından kaynaklanan ölümler ve beden zararlarında aşırı artış olmuştur.

Can kaygısıyla hekime ve hastanelere koşan hastalar hiçbir şey düşünmeden bir an önce iyileşmek isterler. Onların bu ruh halini bilen hekim ve hastaneler onları birer müşteri gibi görerek soyma ve sömürme yolunu seçerse, yanlış tedavi uygularsa, gereksiz tahlil ve ameliyatlar gerçekleştirirse, gereksiz tanı koyarsa bütün bu ayıpların sonucunda hasta ve hasta yakınlarında meydana gelen maddi ve manevi zararların tazmini konusunda Borçlar Kanunu ve Sağlık Mevzuatlarına dayanılarak dava açılabilir.

MAKALENİN TAMAMI: HASTA HAKLARININ İHLALİ BAKIMINDAN AYIPLI HİZMET NEDENİYLE SORUMLULUK VE AYIPLI HİZMET HALİNDE HASTANIN SEÇİMLİK HAKLARI

Add a Comment

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir